otobus soforlerinin kendi aralarinda cilvelesmesi

otobüsü olan şehirde yaşamak güzel birşey. her gün "acaba kentkart' ı doldurdum mu?", "buseferki de mi dolu gelecek?" ve "benim kalkmam lazım son otobüse beş dakika kaldı" benzeri heyecanların yanında ardarda üç vizeden çıkıp, üstüne bir saat fatura kuyruğunda bekledikten sonra muhtemelen az önce kekli börekli altın gününden dönen teyzeye ver vermek gibi küçük mutluluklar sık yaşayabildiğimiz şeyler değil takdir edersiniz ki..

otobüs şöförlerine de ayrı bir sempatim var. yaptıkları iş çok zor hergün onca yol, insan.. canları sıkılıyor adamların. o yüzden de kendilerince küçük oyunlar oynuyorlar, lise kıyafetiyle binsen bile öğrenci pasosu sorarak gizem yaratıyorlar, düğmeye beş saniye geç basarsan kapıyı açmayarak yolcuya hayat dersi veriyorlar filan. en güzeli de başka bir otobüs gördükleri anda sevinçten ne yapacaklarını şaşırmaları. o dakikadan sonra şakalar, espriler, maymunluklar gırla. hani tepede eşşek kadar "şöförle münasebete girmek tehlikeli ve yasaktır (otomatik kapı çarpar valla)!" yazmasa gidip şap diye öpücem yanaklarından, o derece çocuksu bir sevinç içindeler.

sadece benim yaşadığım şehrin şöförleri mi böyle oynak bilemiyorum ama bu gülmeyen, konuşmaya erinen homur simpsınlar kendileriyle aynı ya da aksi istikamete giden bir başka otobüs gördüklerinde çılgına dönüyorlar. hele de tanıdık bir şöförle rastlaşmışsa oy oy can teslim ediyor adam. kornaya abanan mı dersin, koltuğunda oturup kalkmak suretiyle debelenen mi ararsın? bugün bir tanesi önündeki kağıttan uçak yapıp yolladı öbür şöföre. lisede misin bey amca, sahil boyunda sefada mısın nerdesin? biz böyle cilveleşmedik ergenlikte yau. hoşlandığım çocuga kağıttan bir tuzluk yapıp vermişliğim yok. çok kıskanıyorum bunları. beri yandan ufaktan gıcık da oluyorum sakallı bıyıklı adamları ergen kız telaşında görünce. bir şehiriçi otobüs yolculuğu için bu kadar duygu beslemek bünyeme ağır geliyor artık.

discovery otobüs şöförlerini doğal ortamlarında çekmeyi hiç düşünmüş müdür acaba? çünkü adeta bir pastoral senfoni, bir üveyik kuşunun eşini görünce öttürdüğü ıslık tadında bu cilveleşmeler. birbirlerini gördüklerinde neden bu kadar sevindiklerini bir anlasam o vakit david lynch filmlerine başlıycam zaten. olmuşumdur o saatten sonra. boş bir günümde şöförler odası'na gidip bu soruyu kendilerine sormak istiyorum ama bir çeşit orjiyle karşılaşırım, mezdeke eşliğinde göbek atıp birbirlerini alınlarından öpmelerine tanık olurum korkusundan yeltenemiyorum.

250 yarak yemis bir kizla evlenmek

evlense de piyasadan çekilse o kız. yiyen var yiyemeyen var.

mukerrer

websitenizde bir kelimeye link bağlamak istiyorsunuz diyelim. kopyaladınız "http// hedehödö" şeklinde, bağla dediniz orada otomatik olarak http// girdisi vardır. siz kopyaladığınız linki bodozlama yapıştırırsanız http//ler çift halde mükerrer olur, link çalışmaz. bankacılıkta da aynı hesap numarasıyla çift girdi yapılırsa mükerrer hesap olarak geçer.
bu terim herhangi bir yerde geçiyorsa yapısında yineleme anlamı değil, olumsuzluk barındırır.

izmirli bir kizla tanisinca gecesine sikismeyi hayal etmek

yarın birgün izmir'den memleketine dönen bir yiğit etrafına "abi izmirli kızdan istedim vermedi valla bilmem artık izmir'de çok değişmiş" diyerek şehrimizin imajını zedelesin hiç istemem buna inanın ama gerçekten 7/24 sevişmiyoruz sevgili sözlük. biz izmirli kızlar güzel olduğumuz kadar kuralcıyızdır da. domatese "domat" der, o yıl yapılan güzellik yarışmalarına başvurur, her sabah uyandığımızda da mutlaka evimize döneriz.
gerisini nerden çıkardınız valla hiç bilmiyorum.
*

tek gecelik ismail yk hayranligi sonrasi yasanan pismanlik

sabaha karşı korkunç bir baş ağrısıyla uyandı. gözlerini hafifçe araladığında gördüğü manzara tanıdık değildi,
- neredeyim ben? kahretsin burası benim yatağım değil. bu, bu oda benim değil. allah kahretsin neresi burası...?
sonra hafızasını zorlayarak geceyi düşünmeye çalıştı. buraya nasıl gelmişti? düşünürken ağzına bayat fıstık tadı gelir gibi oldu. bölük pörçük anımsadığı tek şey sevgilisiyle büyük bir kavga sonucu ayrıldığı bunu duyan arkadaşlarının da onu oyalamak için yaptıkları "bu gece çıkalım, dağıtalım" muhabbetleriydi. sonra birden hatırladı, aniden.....
ismail yk !!!!
allah kahretsin hayır olamaz. ismail yk dinlemişti gece. uyandığı yatakta ismail' in kenarları fosforlu kırmızı tişörtünün kokusunu alır gibi oldu. bas gaza aşkım, bas gaza.. herşey bir anda haddinden fazla netleşmişti.
"o son votkayı içmeyecektim" dedi istemsiz olarak çarşafı gögüslerine çekerken. çok pişmandı. bomboş bir yatakta ismail yk dinlemiş olarak uyanmak.. aman allahım..
bir gece önce o yüksek bir binanın boydan boya camlı ofislerinde çalışan, öğle tatillerinde fajita yiyip starbucks' a giden, casper değil de beyaz mac kullanan bir insandı. oysa şimdi ohh hayır hayır, şimdi ersoy konfeksiyon çalışanlarından bir farkı kalmamıştı. çok kirlenmiş hissediyordu. (ersoy konfeksiyon çalışanları aynı anda derin bir acı hissederek kaseti ismail yk'dan ebru gündeş' e çevirdiler. gönülleri kırılmıştı.)
herşey aslında hiç gitmediği bir mekana arkadaş zoruyla gitmesi yüzündendi. sonrasında çalınan şarkılara ufaktan eşlik etmeye çalışmak ve şerefsiz dj'in 50cent ve usher arasına ustaca sokuşturduğu demet akalın, serdar ortaç ve benzerlerinden sonra durum ismail seviyesine gelmişti demek.
gece ismail' in şarkılarına son ses bağırarak vokal yaptığını ve hatta çılgınmışcasına dansettiğini hatırlamak, o sırada fotoğraflarının çekildiğini hatırlamak kadar koymadı haliyle. tek gece, tek bir gece kendini ismail' in kollarına bırakmıştı ve şimdi şu olanlara bak,rezillik. boy boy fotoğrafları facebook' a düşmeden bu işi temizlemek gerekiyordu. hızla giyinirken cep telefonunun sesiyle irkildi; bip bip..
1 message received.
elleri titreyerek gönderen numaraya baktı, tanıdık değildi. ne mi yazıyordu mesajda;
(ver burda gerilim müziğini..)
-- dün gece ne yaptığını biliyorum...
!!!!!!

to be continued..

plebisit

yaşadığı acının hiçbir sözlükte tarifi yok. istemem ki acısı put gibi dursun nickaltında, buraya uğradıkça tazelensin ama elden başkası da gelmiyor.
başı saolsun..

buzdolabinda bulunarak kisiyi mutlu kilan seyler

<bkz: eski kocam>

sekiz parça da olsa hala benimle olması o kadar güzel ki..

daiquiri

(şu güzide kokteylin başlığı hala açılmamış ya teessüf ediyorum sana lafmacun. şurda bir sene boş bıraktık hemen yeşilaycı olmuşsunuz)

küba kokteyli bu. hep derim bu adamlar işi biliyor. daiquri' yi yudumla, puroyu tüttür, kızların kıçına şaplak at. neyse. orjinalinde lime suyu, şeker ve rom karıştırarak yapılıyor. ama bak ben ne diycem; lime, buz, çok az su ve romu shakerda ya da rondodan geçirerek ice slash yap sen bunu. koy margharita bardağına. limon dilimleriyle süsle, bitti işte. afiyet olsun.
bunun meyvelisi de olay oluyor. çilekli, kavunlu.. ama kaba küba romu bulacaksın işte. öyle rom bulamadım bacardi' yle yapayım filan dedin mi kız kokteyli oluyor (bunun yazanın bir "kız" olması ne ironik!).

mazot

bar lisanında bira ve kolanın karışımına denir. yanlız öyle yarı yarıya filan koymayın, şurup gibi içemezsiniz. şöyle bir bira bardağının 4/3'ü bira kalanı kola diyelim. (itiraf ediyorum bu tam ölçü değil. tam ölçü versem yapacak mısınız sanki? bu iyi işte). bir de önce birayı koyun. köpürtmeden sakin sakin. sonra kolaya kavuşunca o sevinçten köpürecek zaten.

(tadı berbattır bunun onu da söyleyeyim. bara gidip de bunu içen adam ya alman'dır ya yeniyetme. ikisi de birbirinden beter.)

isi biten sevgiliyi yakmak

çok nazi ruhlusun mu diyorsun? deme. bak bi şimdi eski sevgilinin sana ne hayrı var sayalım;
tekrar geri dönme olasılığı, abaza kalmamak,
bunu geçelim baştan. aynı suda iki kere yıkanırsan ne olur? cünup olursun. o hatalar tekrarlanır, geçmiş aranıza girer. öyle bir arkadaşa bakıp çıkayım diye hört diye eski sevgilinin hayatına giremezsin, bi sevişeyim de rahatlayayım demek olmaz. başına kalır.

eski sevgili yakışıklıysa/güzelse onunla hava atmak ,
yapmayın arkadaşlar. aramızda leonardo di caprio'yla angelina jolie'yle çıkanlar varsa onlara hiçç lafım yok. saklasınlar eski sevgililerini. onlara lazım olmayan başkasına olur. ama bizim mahmut'la, ayşe'yle zamanında ha çıkmışsın ha birleşip danaya girmişsin, ne farkı var?

seni yakından tanıyan birinin dostluğuna ihtiyaç duymak,
lütfen bak, şurada samimi bir etkileşim içerisine girdik. kandırmayalım birbirimizi. eski sevgilinin en son akla gelen özelliği dostluğudur. bobi mi bu? güzin abla mı? eski sevgili. kimbilir ne kazıklar soktu da gitti? ayıdan post eski sevgiliden dost olmaz. üzgünüm.

ne kaldı başka, hah skor tablosu,
çok ayıp. duymamış olayım. ben şu kadar insanla beraber oldum ne kadar banal bir tarz farkında mısınız? tikileştirmeyin beni durduk yere. ayrıca unutmayın bizler de karşı tarafın skor tabelasında +1 değerindeyiz. bence tek başına bu bile onları ortadan kaldırmak için bir sebep.

görüldüğü gibi dostlar, fazlasıyla ıkınmama rağmen eski sevgilileri muhafaza etmek için sadece 4 nedencik bulabildim ki, biri gerçekten çok boktandı kabul ediyorum(skor tablosu). oysa eski sevgilileri hayatınızın masaüstünden shift+delete etmek için bir milyondan fazla sebep bulabilirim. ama yormayacağım kendimi çünkü onları siz zaten biliyorsunuz, içip içip kapıya dayanmasından tut, senin hakkında atıp tutmasını al, kirli geçmişinizle öylece karşında durmasıyla çarp, böl, parçala şerefsizi. çabuk hırslandım dikkat edersen..

eski sevgili dediğin pet şişe kılıklıdır, doğada kendi kendine yok olmaz. siz göndermezseniz çekmecenin dibindeki yarısı yenmiş gofretler gibi kalır. ama bayat gofretler. böcek yapar onlar yau. oysa bunun yerine işi biten eski sevgilileri yerine kaldırsanız geçmişiniz tertemiz olur ve yeni sevgililere yer açılır. çünkü sevgililik olayının bir "bug"unu buldum. insanlar bir süre sonra ayrılıyor. evet. sonra uzun süre yalnız yaşayamadan başkasını buluyor. ne oldu, bir sürü eski sevgili. bunların hepsini bir potada eritince rezil oldular ve çözdüm olayı;
eski sevgililerinizi yakın!
açın ateşin altını, gürül gürül. ayrıldınız diye hemen öküze bağlamayın, romantik de olun biraz. geçin karşısına şarap için. şiir okuyun o orada yanarken. küllerini de gidip okyanusa savurun diyecem ama uçmayayım o kadar, artık neresi olursa deniz, gölet, lavabo, klozet.. dökün gitsin. bu kadar da duygusal olmayın canım. hayatın gerçekleri bunlar.

işte bu kadar. şimdi yeni sevgilize gidip gönül rahatlığıyla "senden önce hiç sevgilim olmadı" diyebilirsiniz. dişiyseniz ufuuu daha da güzel, kilometreyi sıfırladınız olm bi anda. bunu biliyorum çünkü patricia teyzemle düzenlediğimiz ortak bir partiyle tüm eski sevgililerimizi yaktık. komple balataları filan..
ps: eski sevgiliniz şişme plastiktense (içinizde var öyleleri biliyorum) yakmayın lütfen. kokar pis pis. söndürüp bir kenara koyun, o yine lazım olur.

yazarlarin bir sure sonra kafayi yemesi

<bkz: saolun ben yiyip de geldim>

cocukluga giden ilk otobuse binmek

otobüs kalkmıyormuş bu saatten sonra. üzgünüm. zaten bisikletle daha güzel gidilir. ohh anaokulunu, kaybettiğin anneanneni, ilk aşkını filan göre göre. hayat manzaralı. yanlız benim bahçesinden domates çaldığım teyzenin evinin önünden geçmemem lazım onu unutursam sıçtım, hala arıyodur o kadın beni.
bir de çocukluğuma gittiğimde unutmayayım da şu japonların demir ayakkabılardan giyeyim. ayaklar oldu 41 numara lan. ekmek tahtası gibi.

agzi olanin oral seks yapmasi

(tövbe tövbe. birgün de ilham şöyle yerlerden gelmesin arkadaşım, istirham ediyorum ya)
şu oral seks hadisesinin sırrını bir çözsem var ya nasıl rahatlayacağım bilseniz. nasıl bir sihri vardır bu mevzunun arkadaş, adamlar oral sekse "evet" diyen kadın buldu mu daha sırtını yerden kaldırmıyor. o noktadan sonra ağzından tek alabildiğin laf "peçeteyi uzatır mısın balım?" iş bu sevgilinin aslında demek istediği de;
"bal dök yala öyle daha güzel olur"
off neyse valla iş açılacak başıma bu yazıdan sonra hissediyorum. beri yandan durduramıyorum da kendimi. yakın zamanda damacanayla ilişkiye giren adam gördük. ben şişeye pipisini sokup şişe kırılınca utançtan hastaneye gidemeden kan kaybından ölen bakkal çırağı efsanesiyle büyüdüm (zor bir çocukluk geçirdim de). bakın şişe, damacana. daha bunun sırf ağzı ve emiş gücü var diye elektrik süpürgesi kullanan versiyonları var. temizlik yapılıyor o süpürgeyle. biraz duyarlı olun lütfen. pis herifler.
o pornoların da allah belasını versin. kendi kendini emişen adam var yau. yıl olmuş 2010. hala emişen adam var. insanımız aç.
gerçekten erkeklerin yaratıcı zekasının hastasıyım. başları dara düştü mü hepsi birer arşimed oluyor, maşallah. ama bunlar bir kadının yerini tutabilir mi, nebleyim ben tutmaz heralde. tutsa bu kadar yiğitler bir dişi uğruna gonzales olmazlardı heral. ya da belki tutar lan. çünkü o ağızla yapılan işlerin arasında konuşmak da var. mental gözlemlerime göre oral seks yapan kadınlar baştacı edilirken çok konuşan kadınlar terkediliyor. ilginç. ulan ikibin yıla kalmaz sizin yüzünüzden yanlış evrilip cok cok emen ama konuşamayan yaratıklara dönüşürsek sorarım ben size.
hala olayı başlığa bağlayamadım farkında mısın? değilsin çünkü aklın "oral seks"e gitti bikere. daha da gelmez. ben gidiyorum.

interaktif sozluk yazarligini sevgiliye soyleyememek

- bakıyorum "bamya pipi" başlığına entry girilmiş
- uff cevdet ya off senle alakası yok diyorum
- o vakit "çıkarmadan beş yapan sevgili" başlığına yazdıklarının da benle alakası yok. pekii kimle alakası var merve? kimdir seni bu orgazmdan orgazma koşturan yiğit? bilelim de bir tebrik edelim.
- hayatım allahaşkına ne alakası var ben tematik de yazıyorum o sözlükte. fatih sultan mehmet' le de mi yattım, einstein' a da mı verdim yani, yapma..
- ben anlamam kızım sözlük filan, başımıza ayşe arman mı olucan, ayşe özyılmazel misin sen? yetmedi "sana çakmak isteyenlere dokuz maddelik rehber" hazırla bir de...bik bik bik...şifreni ver bana.
- olmaz yönetim şifrenizi kimseyle paylaşmayın diyor.
- o kodumun yönetimi her yazarını bukadar düşünüyor mu? gözlerim yaşardı valla. oldu olacak senden önce girip yatağı da ısıtsınlar.
- biraz daha konuşursan ibne eski sevgili başlığına entry girmek üzereyim cevdet. haberin olsun.
- gir gir, nickaltın köprüaltına dönmüş zaten. tam olur ozaman. haftanın ençok sikilenlerine de girersin sen. şen sözlüğün gülü olursun. devam et böyle.

...ileride yaşanacak bir hikayeden alınmıştır..

susam sokagi ndaki kirpik in torbaci olmasi

çok pis huylanıyorum bundan. çocukken de uyuz olurdum zaten tipi kaymış napıyor olm o içerde? hap mı atıyor, şaraplanıyor mu napıyorsa kafa sürekli güzel. mahallenin çocukları geliyor,
- kırpık bizim topumuz patladı ühühü çok üzgünüz,
- üzülmeyin yaee alın yeni top hava güzel ortam güzel..

kıç kadar yerde ne topu bitti, ne meyvesi sebzesi bitti ne atraksiyonu bitti bu adamın. ben iki oda bir salon eve sığamıyorum bu şerefsiz tünel mi kazdı, kot daire mi inşa etti küfenin altına ne etti? bir de sevimli gibi haller, bir danslar bir kafalar.
kesin torbacı olm bu. program bitince çıkartıyor malı, kim şüphelenecek ondan kırpık ayağına kırpıyor geleni gideni.
çık git olm o mahalleden. şerefsizim ihbar ederim seni narkotik'e. ben pıtırcık gibi kurabiye canavarımı, edimi büdümü görmek istiyorum orda. koskoca şehirde yer yokmuş gibi gelip tünemişsin temiz insanların mahallesine. pis herif.

cemkirik limon dilimi nin cemkirme gerekceleri

almanya acı vatan arkadaşlar. öyle demeyin. bugün bir sütçü bir tüpçü yok oralarda. tamam otobana adımını atınca tüm arabalar hizaya geliyor olabilir ama öyle lüksler yok maalesef. kimseyi suçlamayın folsfagın diyor diye. ağzınız yüzünüz ters olur.
sekssizlik zor. insan gün geliyor bir kuru simitçinin pis bakışını arıyor, veresi geliyor kimse almıyor. hep o yüzden yazıyoruz buraya. biri beğenir mi diye, biri cümlelerimizin altındaki +18 anlamları, profil resmimizin imgesel mesajlarını anlar mı diye bekliyoruz.
ben mesela neden o kadar uzun yazıyorum? çakmadınız bir türlü olayı. hatun "uzun" diyor olm, kapişş. dikkat et yukarıdaki cümlede çakmaktan da bahsettim. hep anlam buralar. hep gönderme. büyük resmi görün. kız çemkiriyorsa bir derdi vardır. bak "büyük" dedim.

cemkirik limon dilimi

taşşakları olduğunu öğrendiğimden beri gözümde mükemmele çok yakın oldu.

kaan tangoze ve seckin piriler in evlenmesi

petek dinçöz' ün sahne eskilerinden gibi duran gelinliği, içindeki sarışın kadını ve bunların yanında thriller'dan fırlamış michael jackson kılıklı tangöze' yi görür görmez aklıma dünyanın en mükemmel üçlülerinden "at, yarrak ve kelebek" geldi. kaan tangöze' nin bir yanında "rakçıyım ulan ben" coolluğuna rağmen aşkını belediyeden bir adet kırmızı kaplıyla belgelemek zorunda olmanın ezikliği diğer yanında az sonra aşiret düğününde göbek atacakmış gibi giyinmiş müstakbel karısı. resmen dram. gelinin fondoteninden arttırıp damadın gözaltlarına sürseler o kadar acıklı görünmeyebilirdi aslında bu mutluluk tablosu, sonuçta çocuklar sevmiş evlenmişler. aşklarını bir düğünle taçlandırmak eşe dosta ilan etmek istemişler. ben duman grubu olsam elektroyu, bateriyi yakardım o düğünde, saza dönerdim darbukaya vururdum kendimi.

hey gidinin tayyib' i, senin yüzünden üç çocuk da yapacak bunlar. daha bir de yok türk kadınları dışardan döllenmesin, yumurtalar karışmasın bilmem ne. yau bundan daha fazla karışabilir mi o genler? seçkin piriler ve kaan tangöze evlendi. daha da hepimiz italyan erkeklerine verelim, japonlarla tokuşturalım yumurtaları. gün bugündür.

video ilaniyla sevgili aramak

bilen bilir eskiden kızlarla sadece arkadaşlık bile yapmak kolay değildi. bırak öyle şimdiki gibi ilk buluşmada yatak yaylarını kırmasını, kamerada soyunmasını filan beklemeyi, yanına yanaşamazdınız kolay kolay.. lisenin sivilceli ergen delikanlıları, üniversitenin gitar çalan keçisakallı entellerine evrilirken tanışma, buluşma, kokuşma evreleri de kabuk değiştirdi. eskiden ben lisedeyken filan not koyulurdu hoşlandığı kişinin defterinin arasına teneffüs vakitlerinde. o kız onu görecek de, sekiz on kez görmezlikten gelip tavrını atacak da, sonra eşşek gibi bildiği gerçeği suratına söyleyeceksin "ama ben seni arkadaş olarak görüyordum rıfatt" diye seni yerin dibine sokacak da, da da da. tüm bunların sonunda da eline geçen bir kuru sinemaya gitmek olursa sevin. memeler bile gerçek değil o dönemde sütyene sokulmuş bir avuç pılı-pırtı, düşün öyle kara günler. tek iyi yanı, iyi kızlarla pastanede kötü kızlarla barda tanışırdın. amacın neyse ona yönelik mekan seçimi vardı, fonksiyoneldi.

neyse, şimdilerde insanlar nerelerde nasıl tanışıyor bilmiyorum ama msn de ekleyip face de ilerletip smsle sonlandırıyorlar ilişkiyi ona tanığım. hele o facebook yok mu lanet gelsin üst satırlarda adı geçen sivilceli ergenlerin hepsini bir tatlı vajinayla o tanıştırdı. lisede "olm bu kız bakmaz bana" deyip haddini bilerekten uzaktan şurup akıtan gafiller aradan yıllar geçip de ad-soyad olarak bilgisayar ekranında görende kırk yıllık dostmuşcasına, cankuşmuşcasına asılma hakkı buldular. bitleri kanlandı bir bir pelin'ler, tuğçe'ler onları arkadaşlığa kabul ettikçe. oysa ki pelin yine vermeyecek belki ama olsun, bir umut. neyse kimsenin kimsede ahı, ilkokuldan bile olsa alacak-verecek hesabı kalmasın, ben istemem.
tabii bu bahsettiğim dönemler önce 90'lar sonra 2000'ler. film bildiğimiz film. konuşmaya değmez. asıl elime 80'lerden kalma video aracılığıyla yapılan çöpçatanlık ilanları geçti ki işte boş lafı geçersek bu yazının ana dalga konusu, ekmek kapısı da onlar. anlaşılan 80'lerde internetteki çöpçatanlık sitelerinde profil hazırlamak yerine, bir şirketle anlaşıp video aracılığıyla ilan veriyormuşsunuz. negzel. işte ben de bunu diyorum arkadaşım. bana öyle feysle meysle gelmeyin yokum. adamlar 30 sene önce en güzel yöntemlerle tanışmışlar biz hala çürük tahtaya basıyoruz. hayır ya. ben de müstakbel kısmetlerimden böyle bir video istiyorum. o özgüveni, o mahçupluğu kah espritüeliği kah ciddiyeti ben oradan algılamak, saniye saniye özümsemek istiyorum. 80'ler geri dönsün! (serpil çakmaklı ve kelebek tokası sen orada kal lütfen!!)
buyrun örnek video;

http://www.youtube.com/...feature=player_embedded

(videoyu göremeyen ve bu yüzden acı çekenler youtube' a herzaman nasıl giriyorlarsa o şekilde girdikten sonra "80's dating videos" yazıp, aramalarda çıkan ilk 4.25 dakikalık videoya tıklasınlar.)

gelgelelim, benim aklıma takılan birkaç şey var:
1. ilanına 'hi mom' diye başlayan çocuk oidipus kompleksi'nden mi muzdariptir yoksa klasik eril "anam gibi kadın bulmalıyım" hücreleri aşırı bölünmeye mi uğramıştır?
2. ilanında 'we don't like to write checks' diyen adam nasıl bir ilişki aramaktadır? "we", "you", "them".. kimsiniz abicim siz? kim size zorla checks yazdırıyor?
3. 'ı am interested in most phases of data processing' cümlesini kuran adam nasıl bir insandır? kontrol sorumlusu, üretim bantı görevlisi, obsesif, kompulsif..?
4. "we probably dont like cleaning the house" diyen aday ve çorapları benimle evlenir mi?
5. 'fire breathing dragons' lafı sevgili bulma ilanına nasıl girmiştir? eğer bu şifre gibi birşeyse ben de ona "gogo girls are always wet" diyebilir miyim?
6. moda fotoğrafçısı olduğunu iddia eden adamda sizce de bir ibnelik yok mudur?
7. 'executive by day, wildman by night maurice' hala boştaysa bu dünyanın adaletsiz olduğunun en büyük kanıtı değil midir?
8. "my name is phil but all my friend saying big phil" diyen abi bize ne vaadetmektedir?
9. "yatakta şampanya ve mumları severim" diyen adam "kadınlar ateşli erkeklere dayanamaz" lafını yanlış mı anlamıştır? tamam ateş iyi de komple evi yak demedik be amca.
10. 'are you the goddess? who is the goddess? where is the goddess?' şeklinde izleyiciyi soru silsilesine boğan adam yakışıklı olduğu halde zeka geriliği olduğu için mi sevgili bulamamıştır? kim olm bu goddness? sen misin? kim aldıysa versin bak adamın goddess'ını. bukadar şaka yeter. yazık. (gülü tutuşundan da huylandım bunun)
11. ve son olarak; kendi yazdığı notu okuyamayan er kişiden ne hayır gelir?

sorularrr, sorularrrr şimdi beynimde canlandılar..sorular.sorularrr beni bu akşam ağlattılarrrr..

kiz arkadasin halka arz sureci

(pehey pehey pehey adeta bir yüksek lisans tezi. yaz kızım, bu başlığın hakkı verilemedi..)

herşey bugün nette dolaşırken sevgilisiyle halvet olmaya beş dakika kalmış durumdaki fotoğraflarını yayınlayan bir blog görmemle başladı. oradaki yorumlardan da checkmygf adlı bir siteye yolum düştü.(boş insan olmak zor).
oy oy ne onlar, zaten geçmiş aylardan birinde mp3 yüklemek için forumlarda dolanırken karısının çıplak fotoğraflarını yollayıp zihinsel masturbasyon yapan tiplerle karşılaşmıştım da "aa ne ayıp" olmuştum bir de bu site muhafazakar sözlük kızı kimliğime iyice gölge düşürecekti neredeyse. biz öyle yetiştirilmedik çünkü, bizim sokaklarda en "nurayhafiftaş" olanlar bile evlenince ağır ablaya dönüşür. eskiden manavın en olgun muzlarını yiyenler artık enişte seviyor diye karpuz alan yengeye evrilir. hele de yanına çocuğu kattıysan tamam hamamda kırk tas su dökseler öyle aklanamazsın billahi. evlilik çatısı başına yıkılıp "dul" kalana kadar da öyle gider. sonrası malum..
<bkz: emrah filmografi>
şimdi bunu yapan adamın da psikolojisi bir olay. normalde karısını yatakta tüpçüyle bassa cinayet işleyecek adamlardır bak, ona ne şüphe? ama oraya karısının dantelli kombinezonuyla resmini koyunca sanki onu yapan o değil. "şiştt belli etmeden masanın üstüne bırakın parayı" adamları. ben yapmadım miki yaptı. "ben namuslu adamım ama karımla geniş bir fantezi dünyamız var (genel olarak kadın adam fırfır görünce fırfır oluyor diye naylon çamaşır alır, gece yatmaya gittikten sonra "ay utanıyorum fikrett" nidaları eşliğinde o çamaşır giyilir. utanma kız, gel buraya. sonuç "misyoner". zinhar role playing filan değil, kafalar karışmasın), bizim gibi çiftler arıyoruz vb vb..

tabii kız arkadaş başka birşey gözüm. neden bulana kadar tırım tırım aranıyor, nerenin kızı iyiyse gidip oradan alıyorsun? etiket abicim inan bak kaliteli mal daha çok dayanıyor. götü güzel, gülüşü amenna, dudakları jolie olmak zorunda. yoksa alıp da yanına gezemezsin, hafazanallah yarın mezunlar yemeği olur da okulun hademesi kadar havan olmaz çirkin kızla. güzeli alacaksın, sonra daha güzelini bulursan onu satıp ötekini alacaksın. ekonomiye giriş no:1, "kıt kaynakların verimli kullanımı". yaa. güzeli buldun mu ne yapacaksın "göstereceksin". artık öyle koluna takıp gezmekle de olmuyor, internette tıklanma oranına göre işler . bi "işte ben buldum mu böylesini bulurum, hadi beyler sizinkini görelim"cilik, bi "kızlar paylaştıkça çoğalır"cılık almış başını gidiyor. yolu açık olsun.
iyi de yine de bir porno fotoğraf sitesi için bence gereksiz bir fantezi bu. ne yani başkasına ait olduğunu düşününce daha mı çok akıyor çeşmeleriniz? hadi ordan canım, zenginin kız arkadaşı züğürdün pipisini yorar. hem bi düşün bakalım en yakın dostunun senin kız arkadaşını düşünerek boşaldığını. aferin, birinci levelı geçtin.

aslında sosyal çıkarım yapmak için dolanmam bu tür yerlerde işimi görür çıkarım. zaten internet kullanımı yaygınlaştıkça başımıza bunların geleceğini de biliyordum. ondan mail adresi almam 7 sene, bilgisayar almam 10 sene eve internet bağlatmam ise 5 ay sürdü (burası tamamen telekom'un ibneliği). insan milleti doyumsuz çünkü. eskiden dergi sayfalarını attırığıyla kitleyen adam bugün sitelerden site beğenmiyor. lan bi foto açılsın deyu hatim indiriyordunuz da karı mayolu çıkınca dünya başınıza yıkılıyordu. ne ara bu derece doydunuz da tatlıya geçtiniz?

porno sitelerinde, forumlarda fuck gf videoları tavan yapmış olabilir. facebook'a çıplak fotoğraf yüklenebilse orayı da tam kapasite kullanacak adamlar vardır aramızda. ama bu türün en eğlencelisi kesinlikle bu iş için özel olarak hazırlanmış yukarıda bahsettiğim türde siteler. en azından ben işin eğlence kısmında olduğumdan bana öyle. bir kere oralardaki hatunlar averopa görmüş. bunu don renklerinin maviden sarıya çeşitlenmesinden anlarsınız zaten. türk kadını iç giyimde beyaz ve ten renginden şaşmaz. hadi azıcık torna görmüşse "kırmızı ve siyah" da sizler için standhal'dan gelsin. o kadar.
sonra bir de dünyanın en girift deliklerini görme şansı var. the bing bang theory. eh be ablam, eh be yavru kuşum çektiriyorsunuz da kendinize saklayın bari o iğrenç resimlerinizi. kadın ırkından soğudum buzgibi(çok da bişey kaybetmedim ama ya erkek olsaydım, durduk yere..neyse..). alelacele jiletlenmiş vajinalar, batık kıllar. hele de mutfakta duran bir abla vardı kukusu aynen salamlı sandviçe benziyordu. azıcık düzgün olanların da gögüs altlarında ameliyat izleri filan görünüyor. yapmayın gözünüzü seveyim. barmen bir arkadaşım vardı, çocuk bar dünyasının papa'sıydı da bunların alayının memleketini kutsamıştı. "bunlarla yatanda her sabah ağzımı klorexle çalkalıyorum sinsi" diyordu. ey bir barmene klorex dedirten allahsız kızlar, ne pissiniz lanet olsun be..
ben çocukken tatil köyündeki apart odalarda kalan turistlerin bavullarını filan taşırdım. hem katçı ablaya yardım olsun hem de adamlar milyonluk parfümleri, şampuanları filan odada bırakıyorlar giderken onları iç edeyim diye. birgün odaya erken girerek bir akdeniz ülkesi olmayan fransa'nın da bitki örtüsünün maki olduğu gerçeğiyle yüzyüze gelmiştim. kadın bacak arasında usame bin ladin' in karakalem portresini taşıyordu resmen ve sekiz yaşında bir kız çocuğu için yeterince yıkıcı bir darbeydi. sonra büyüdüğümde öğrendim ki terör heryerde ve hepimiz aslen "fransız" ız..
neyse, bir de bu halka arz sürecinin aileye ön gösterim, en yakın arkadaşla tanıştırarak deneme sürüşü, eski kız arkadaşla karşılaşıldığında saatte kaç bastığı vb yönleri var. er kişinin "kız arkadaş"tan kastının ne olduğu sorusu var. varoğlu var. ama oraları ellemem sonra "uzun yazma okurken kasılmaktan vajinismus oluyoruz" diyorsunuz. kıyamam size.